top of page

Yazılar
Benim Adım İstanbul
İstanbul’un yedi tepesi, yedi büyük günahı ve kavuşmayı bekleyen iki yakanın hikâyesini anlatır. Hikâyem, insanlığın tarihinden çok daha eskidir; Boğaz’ın tuzlu rüzgârı Asya’m’dan bana her çağda aynı fısıltıyı taşımıştır: “Yalnızım.” Megaralı balıkçılar, seferlerinden önce bir kahine danışmışlar. Kahin, “Körler ülkesini bulun, karşısına yerleşin,” cevabını vermiş onlara. Denizciler, Altın Boynuz’umu gördüklerinde, Asya’mda yaşayanların bundan haberleri olmayan “körler” olduğ
Yunus Yılmaz
7 Oca2 dakikada okunur
İstanbul'da Bir Anı Turu
İstanbul'u anlatırken tarihi derinliğinden, kozmopolit ruhundan ya da kendine has güzelliğinden bahsedilebilir. İnternette tonla seyahat rehberi; nereye hangi sırayla gidilmeli, neyi yemeden dönülmemeli illaki bulunur. Benim için de kıymetli olan bu detayları bir kenara bırakıp bugün size kendi İstanbul'umu gezdireceğim. Annemin anlattığına göre Süleymaniye Camii'nin karşısındaki bir doğumhanede doğmuşum. O meşhur kuru fasulyecilerden önce orası doğumhaneymiş. Herhalde ilk e
Emre Keskin
7 Oca3 dakikada okunur
İstanbul’un Çocukları
İstanbul, karıncalar gibi yaşatıyorsun bizi; biraz yükseğe çıksak herkesi karıncalaştırıyorsun. Kalabalıklar içinde kendimizi bulmaya çalışıyoruz sürekli; bazen trafikte, metrobüste, metroda, marmarayda benliğimizi acımasızca eziyorsun. Karınca yuvamıza basma tehlikesiyle baş başa bırakıyorsun bizi. İçimizdeki “Hayır, sen önemlisin, değerlisin, biriciksin,” sesini ezercesine kalabalıklara sokuyorsun bizi. Senin olayın bu aslında. Bu kadar kalabalığın içinde de yerimiz olduğun
Merve Belikırık
7 Oca2 dakikada okunur
Latif Karagöz ile İstanbul Söyleşisi
Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Latif Karagöz. Medeniyet Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde öğretim üyesiyim. Sosyal psikoloji alanında çalışıyorum. Sosyal psikolojinin içinde özellikle ahlak psikolojisi, kültürel psikoloji ve son birkaç yıldır da çevre psikolojisi; yani insan–mekân–eşya ilişkileri üzerine yoğunlaşıyorum. Bu çalışmaları doktora tezimden itibaren bilim felsefesiyle ilişkilendirmeye gayret ediyorum. 2007’den beri İstanbul’dayım. Yaklaşık 17–18 yıl önce
Nurcan Gürbüz
7 Oca6 dakikada okunur
Dördüncü Duvarı Yıkmak
Kenti üşüten bir soğuklukta yürüyorum. Kenti üşütmek. Montların hışırtısı, topuk sesleri, kedi miyavlaması, martıların kanatları, korna sesleri... Çiçekçi. Çiçekçi bağrınıyor; bana yaklaşmasından tedirgin oluyorum. Renkler çok daha canlı bir süredir. Pembeli, mavili gökyüzü... Çok kaliteli görüntülere sahip film kareleri akıyor. Yapay film kareleri. Uzak ve yapay film kareleri. Sanrısal film kareleri. Dizilerdeki klasikleşmiş İstanbul ara sahnelerindeyim. Kamera geniş açıda,
Aleyna Tekedereli
7 Oca2 dakikada okunur
Üçleme
Kamondo Merdivenleri *Tufan’ın bilmediği kelimeler italik Mordo, beni Bankalar Caddesi’nde bir köşeye konuşlandırdı . “Gözünü dört aç Tufan,” dedi. Gözümü kırpmadım bütün gece zannettim. Gözüme uyku girmez bütün gece zannettim. Öyle olmadı. Deliksiz uyumuşum. Gözümü açtığımda sabah beş suları. Gece hafif yağmur yağmış olacak; cadde kız gibi parlıyor. Elime tutuşturulmuş bir kağıt parçası var, ıslak. Yazıları okunmuyor allahtan. İki kedi beni izliyor. Nefret ediyorum k
Elvan Çevik
7 Oca3 dakikada okunur
KÜLTÜREL MİRAS AÇISINDAN TATAVLA KARNAVALI
Popüler ismiyle ‘Tatavla Karnavalı’nın İstanbul açısından önemini sağlıklı bir şekilde kavrayabilmek için öncelikle tarihçesine çok kısa olarak bakmakta yarar vardır. Mutlaka belirtmemiz gerekir ki Tatavla Karnavalı Hristiyanlıkla bağlantılı bir dinsel boyuta sahiptir. Hz. İsa’nın dirildiğine inanılan günün kutlaması olan ‘Paskalya’ öncesinde tutulan 40 günlük oruç sürecinin başlangıcında gerçekleşen bir karnavaldır bu. İstanbul’daki Rum Ortodoks cemaatin kültürel geleneğinde
Tuğrul Özkaracalar
7 Oca2 dakikada okunur
BİR ŞEHRİN HAFIZASI
Sen Üsküdar’dan gir, ben Taksim’den çıkayım. Delik deşik edelim bu şehri, yağmalayalım her şeyi: taşlarını, duvarlarını, sessizliğini. Işıksız kalan pencereleri, susturulmuş meydanları. Korkuların üstünden geçelim, her adımda biraz daha çıplak kalalım. Köşedeki bakkalın ışığını söndürelim, çocukluğumuzun yerini kimse bulamasın artık. O eski teraziyi, o sabır kokan defteri... Şekerleri değil de, o raftaki çocukluğumuzu çalalım. Dua edelim halka açılan camide; sesimiz dönsün ku
İlknur Tuna
7 Oca2 dakikada okunur
Şehrin Kadrajı: Kadın Hafızasında İstanbul’un Kayıp ve Kalan Hâlleri
İstanbul değişiyor. Bunu artık bir haber gibi değil, günlük hayatın doğal fon sesi gibi duyuyorum. Bir semtin hafızasını taşıyan eski bir pasajı yerinde bulamadığımda, ilk gençliğimin geçtiği sokakta artık gökyüzünü kapatan o devasa tabelayı gördüğümde ya da bir zamanlar kapısından içeri adımımı atarken içimi saran tanıdık kokuyu artık bulamadığımda… Bütün bu kayıplar, şehirle aramda görünmez bir anlaşmanın bozulduğu hissini uyandırıyor. Ama yine de İstanbul’u taşıyan, onu ol
Dilan Bozyel
7 Oca4 dakikada okunur
İLKYAZ VE AYAZ: İKİSİ DE İSTANBUL
‘‘Yedi tepeli şehrimde bıraktım gonca gülümü; ne ölümden korkmak ayıp ne de düşünmek ölümü’’ -Nazım Hikmet Ran¹ Mekâna anlam katan, biçim veren, onu kuşatan ve yaşatan öznenin etkisi geçen zamanla birlikte daha fark edilir hâle geliyor. Benmişim, diyorsun, burayı güzel yapan. Eşim, dostum, atammış… Benmişim, diyorsun, burayı talan eden, gri bulutlara bürüyen. Eşimmiş, dostummuş… “Bir şehri güzel yapan nedir?” diye soran bir sevdiğimize güzellik görecelidir demekten imtina ed
H. Su Selim
7 Oca3 dakikada okunur
İSTANBUL’UN EKSİK HALİ- LACANCI BİR PERSPEKTİF
Yaşama ilk geldiğimizde çevremizi gözleyerek yaşama dahil olmaya başlarız. Zamanla yaşantılarımızla birlikte kendiliğimiz oluşmaya başladığında yaşamda sahneyi kurgulamaya başlar, en azından kurguladığımızı varsayarak akıntıya dahil oluruz. Bu kurguyu yönlendiren temel etken, Lacan’ın tanımladığı gibi özneye içkin eksikliktir. İsteklerimiz doğrultusunda harekete geçmemiz ve arzularımıza yönelmemiz, bu eksiklikten kaynaklanır. Bilinçdışı düzeyde ise, eksikliğin kapanması olas
Taha Yasin Ünal
7 Oca2 dakikada okunur
KARAKÖY İSKELESİ’NDE AKŞAM OLDU
Onu beklememi istediği yere geldim, Karaköy Vapur İskelesi’ne. Üsküdar’dan vapura binecekmiş, saat 15.00’te vapurdan iniyor olacakmış. “Beni iskelede bekle.” dedi. Yağmur çiseliyor, hava kapalı, deniz hafif dalgalı, aylardan kasım. İskelenin yanındaki banklardan birine oturdum. Karşıda Sarayburnu kıyıları var, önümde bu manzarayı ardına alarak fotoğraf çekmek isteyen insanlar. Köşede çiçek satan bir abla var, önüne rengârenk bir bahçe yığmış. Satmaya pek hevesli değil gibi,
Mihriban Kurt
7 Oca5 dakikada okunur
İstanbul Paradoksu
Ulema, cühela ve her türlü cemaat ve cemiyet mensubu 344 yıl geçmesine rağmen hâlâ beyan etmektedirler ki gümbürtüsü ile meşhur İstanbul diye bir şehir vardır. Ortasından boğaz geçen bu şehir sorunları ve imkanları açısından hem dünya ölçeğindeki diğer metropollere benzemektedir hem de birçok kendine has özellikleri sebebiyle ayrışmaktadır. İstanbul’da yaşamak gene hem içinde yaşayanlar hem de adımını dahi atmayanların ittifak ettiği üzere büyük nimet olduğu oranında da külfe
Murat Şamil Şen
7 Oca4 dakikada okunur
İstanbul: Jouissance’ın Şehri İstanbul Jouissance’ım Olur Musun?
Jouissance, Acı ve Tekrar Arasında Bir Metropol Denemesi İstanbul sevilen bir şehir değildir; daha çok, vazgeçilemeyen bir deneyimdir. Onunla kurulan ilişki huzurdan ziyade sürekli bir aşırı uyarılma hali üretir. Gürültü, kalabalık, tarih, yoksulluk, ihtişam ve kayıp aynı anda konuşur; seslerden hiçbiri diğerini bütünüyle bastıramaz. Bu yüzden İstanbul’a dair anlatılar çoğu zaman aşkla nefret arasında gider gelir. “Yaşanmaz bu şehirde” cümlesi, şehre dair kolektif bilinçdışın
Ayşe Melek
7 Oca4 dakikada okunur
Vapurdaki düş
Burgaz’dan Maltepe’ye giden bir vapurun içindeyim. Sanıyorum ki bu şehirde olmayı en çok sevdiğim yerdeyim. Bir zamanlar sık sık düşündüğüm bir cümle vardı: “İstanbul yalnızca vapurdayken güzel.” Şimdi biraz arttırmak istiyorum: “İstanbul gün batımında vapurdayken oldukça güzel.” Belki biraz daha… “İstanbul gün batımında, hafif serin bir havanın yüzüne deniz kokusunu çarptığı o anda enfes bir şekilde güzel.” Tam bu anda gün batımının en net haliyle tadını çıkarmak
Büşra Bilgin
7 Oca2 dakikada okunur
Aşkın Üç Halİ
Abbas Kiyarüstemi’nin İran taşra hayatını anlattığı güzel filmi ismini genç yaşta vefat eden İranlı şair Füruğ Ferruhzad’dan alır....
Hasan Avcı
5 Eki 20254 dakikada okunur
Ben Sen ve Bİz Arasında Aşk
Ben Sen ve Biz Arasında Aşk
Aşk, insanlık tarihinin en kadim meselelerinden biri... İnsanın kendini ifade yolu bulan her yere ve her şeye konu olmuş kocaman bir mesele: masallar, hikâyeler, şiir, şarkı, film, heykel ve resim.
Esra Akçal
4 Eki 20253 dakikada okunur
Georgette İlİr’e Söz Verİyor
Georgette İlir’e Söz Veriyor
İlir: Bununla ne yapacağımızı bilmiyorum Georgette! Ona bir şey gibi davranabilirim, bir yer gibi, bir kimse gibi, bir imleç gibi?
Georgette: Neye?
İlir: Kendim gibi davranabilirim, evet evet, kendim gibi davranacağım. Hoyrat davranacağım. Onu olduğu yerden aniden sökeceğim. Bak nasıl da kanayacak şimdi. İzle.
Georgette: Neyi?
Elvan Çevik
4 Eki 20253 dakikada okunur
Aşk Acısı ve Romantİk İLİŞKİDE Bağımlılık
Aşk Acısı ve Romantik İlişkide Bağımlılık
Bir ilişkinin bitişi, yalnızca iki insan arasındaki bağın kopması değil; aynı zamanda o bağın etrafında şekillenen alışkanlıkların, hayallerin ve karşılıklı anlam dünyalarının da sona ermesidir.
Zeynep Yılmaz
4 Eki 20254 dakikada okunur
UZAKTAN AŞK BİLMECESİ
UZAKTAN AŞK BİLMECESİ
“Sevdan çıkmıyor aklımdan
Uyanıkken ya da düşte
Ama ben düşü yeğlerim
Düşte yalnız benimsin sen!”1
Hanne Güleç
4 Eki 20253 dakikada okunur
bottom of page