top of page

YOLLAR BENİM UMUDUMDUR

Yeni Türkü’nün bir şarkısında “yollar bize memleket”, Nilüfer’in bir şarkısında ise “yollar benim umudumdur” sözleri geçer. Bu iki söz, yolların insanda uyandırdığı duygulara iki farklı yerden dokunuyor. Biri yolda ait hissetmeyi, diğeri ise yolun umuda açılan kapısını anlatır.


Bu iki söz beni hep çok etkilemiştir çünkü doğruluğuna yürekten inanırım. Her yol bize farklı bir hikâye yazar. En korktuğumuz, kaygı duyduğumuz yollara bile içimizde saklı bir umutla çıkarız. Çıkılan yolun bize memleket olup olmayacağını bilmeyiz ama umarız. Hedefe vardığımızda ait olmayı ve ait hissetmeyi isteriz. Yol kısa da sürse uzun da, evden bir kez ayrıldık mı konfor alanımızın dışındayızdır artık. Yani güvenli alanımızın dışında. Dolayısıyla yol; belirsizlik, kaygı, korku, sevinç ve hüzün gibi pek çok duyguyu içinde barındırır. Bu duyguların yanı sıra çok güçlü ve motive edici bir duygu da bizimle birlikte yolculuk eder: umut. Yolun sizi dönüştüreceği yeni versiyona, yazılacak yeni hikâyeye ve belirsizliğin yalnızca olumsuzluk anlamına gelmediğine dair duyulan umut.


Yeni tanıştığım insanlara kendimden bahsederken “kuş misaliyim” derim. Bir ülkede doğdum, liseyi başka bir ülkede, üniversiteyi ise farklı bir ülkede okudum. Stajımı bir şehirde yaptım, iş hayatıma ise başka bir şehirde başladım. Eğitim ve iş için pek çok seyahate çıktım. Her yola hangi büyük korkularla çıktığımı bir ben bilirim. Ne bekliyordu beni o yolda? Yolun sonunda nasıl bir ben olacaktım? Nasıl değiştirecek ya da nasıl sınayacaktı beni? Bu sorular zihnimde hep dönüp dururdu. Bu soruların zorlayıcılığını, evden bir kez bile olsa çıkan herkes anlayacaktır.


Elbette kuş olmak güzeldi ama yorucuydu da. Çünkü kuş özgür olmak ister, uzaklara kanat çırpar. Fakat bu özgürlük, köksüzlüğü de beraberinde getirir. Hayatta her tercih, başka bir ihtimalden vazgeçiştir. Tıpkı yol ayrımlarında verilen kararların farklı hikâyeler yazması gibi. Hangi hikâyenin mutlu ya da mutsuz bir sonla biteceği bilinmez ama her seçimin bir bedeli vardır. Benim yolculuklarımın bedeli de her defasında yeni bir yuvayı yeniden kurmamdı. Yani her yolun sonunda yeniden başlıyordum; her defasında yeni bir yuvayı, yeni bir beni inşa etmem gerekiyordu.


Bugün geriye dönüp çıktığım yolları düşündüğümde, hayatıma dahil olan yeni kahramanları anımsıyorum. Hâlâ görüştüğüm başrolleri, vedalaştığım yan karakterleri; dönüştürdüğüm yönlerimi, kendime kattığım yeni bilgileri ve bakış açılarını hatırlıyorum. Her yolun başlangıcı belirsizdi ama evime döndüğüm tüm yollar bana bir hikâye ve bir kazanım armağan etti. Şimdi dönüp kendinize sorun: İlk evden ayrıldığınız yol nereye gidiyordu ve size neler kattı? Bazen yolların bizi ne kadar büyüttüğünü fark etmeyiz; ta ki küçük bir farkındalık anına kadar. Belki de şimdi sizin için bir farkındalık anıdır.


Sevgili okur, son zamanlarda yürümekten ya da uçak, araba, otobüs seyahati etmekten en keyif aldığın yolu düşünmeni istiyorum. Hoşuna giden detayları canlandır zihninde. Neydi seni etkileyen? Güzergahtaki ağaçlar mı, çiçekler mi, bulutların şekli mi? Fotoğrafını çekmek geldi mi içinden? Ben güzel bir yolun fotoğrafını ya da videosunu çekmeyi çok severim; hele arka fonda güzel bir müzik çalıyorsa. Ama çoğu zaman o güzel kareye bir detay karışır: bir araba, bir kamyon, bir levha ya da bir tümsek. İlk başlarda bu detaylara kızar, kareyi bozduklarını düşünürdüm. Sonra fark ettim ki bu da hayatın bir yansımasıydı. Hayatın en olumlu anında bile can sıkıcı küçük ya da büyük ayrıntılar karşımıza çıkabilir. Ancak yolun güzelliğine odaklanmayı seçtiğimizde, bizi rahatsız eden detayların akıp gittiğini fark ederiz. Değiştirdiğimiz odağımız sayesinde bize kalan, yolun güzelliği ve müziğin keyfi olur. Belki de hayat, dikkatimizi nereye yönelttiğimizle şekilleniyordur; aynı yol, farklı odaklarla bambaşka bir deneyime dönüşebilir.


Bunu fark ettiğim bir seyahatte, hayatın aslında yollardan ibaret olduğunu düşündüm. Bu temanın benim için önemi burada saklı. Bu yazıyı da yollar üzerine farklı bir bakış açısı sunmak amacıyla kaleme aldım. Yollar, benim için yalnızca varılan duraklar değil; bir arayışın, bir dönüşümün simgesi. 


Çıkmak isteyip de çıkamadığınız yollar, mecbur kaldığınız yollar, yol ayrımları, yolculuğun zorlukları, sonunun belirsizliği… Bunların her biri hepimiz için farklı anlamlar taşır. Ancak önemli olan, kendi anlamınızı bulmanızdır. Öncelikle korkularınızı, kaygılarınızı ve endişelerinizi gözden geçirin. Bu yolun sizin için ne ifade ettiğini kendinize sorun. Olası artılarını ve eksilerini gözden geçirin. Sonunda görmek istediğiniz hâlinize mi ilerlemek istiyorsunuz, yoksa aynı benlikle konfor alanınızda kalmayı mı seçiyorsunuz; karar verin. Ama sizin yolunuzun kendinize has bir deneyim olduğunu unutmayın. Mesela bir uçak yolculuğunu düşünelim. Tüm yolcuların varacağı havaalanı aynı olsa da her yolcunun yolculuk deneyimi farklılık gösterir. Uçaktan korkan vardır mesela ya da yol tutanı. Zihninde cevapsız sorular olanı ya da uyuyanı. Havaalanına vardıktan sonra da herkesin hikayesi kendi hızında kendi koşullarına göre şekillenmeye devam eder. Bu sebeple kendi yolunuzu bir başkasıyla kıyaslamaktansa kendi yolculuk deneyiminizin tadını çıkarın. Her anın farkına varın. 


Bunu yalnızca fiziksel yolculuklar için düşünmeyin. Hayat da yollara benzer. Bu soruları yaşamınızdaki yol ayrımlarında da sorabilirsiniz. Yanıtları tek başınıza bulmakta zorlanıyorsanız psikolojik destek alarak kaygılarınızı hafifletebilirsiniz. Tıpkı bir yolculukta nerede ineceğinizi bilemediğinizde şoföre sormak gibi. Ancak buradaki fark, direksiyonda sizin olmanızdır. Bazen yolu bilmeden, bazen sisin içinden ilerleyeceksiniz. Korkacaksınız. Ama her yol, sizi biraz daha siz yapacak. Daha gidecek yollarımız var…


Son Yazılar

Hepsini Gör
YÜRÜMEK

Zihninin o karmaşıklığında bir yol hayal etmeni istiyorum senden. Bu öyle bir yol ki; bir sonu olduğu vaat edilmiş ama ucu belirsizliklerle, görünmez duvarlarla mühürlenmiş. Bu yol sadece adı üzerinde

 
 
 
KALMAK VE BAŞLAMAK ARASINDA

İnsan neden bildiği yolda kalmayı, bilmediği yola tercih eder? Bu soruyu kendime her sorduğumda ilk anda aklıma cesaret geliyor. Sanki mesele yeterince cesur olup olmamakmış gibi. Oysa zamanla anlıyor

 
 
 
YOL TANIK İSTEMEDEN YÜRÜNEBİLİR Mİ?

Yol, bugün en sık yanlış anlaşılan kavramlardan biri. Çoğu zaman ilerleme, hedefe varma, kendini aşma ya da potansiyelin “en iyi haline” ulaşma fikriyle özdeşleştiriliyor. Bu yaklaşım, modern öznenin

 
 
 

Yorumlar


bottom of page