top of page

KALMAK VE BAŞLAMAK ARASINDA

İnsan neden bildiği yolda kalmayı, bilmediği yola tercih eder?


Bu soruyu kendime her sorduğumda ilk anda aklıma cesaret geliyor. Sanki mesele yeterince cesur olup olmamakmış gibi. Oysa zamanla anlıyorum ki konu bundan biraz daha derin. Belki de mesele cesaret değil; güvenlik arayışı. Bilinen yol, riskleri önceden tahmin edilebilen bir alan sunuyor. Tanıdık düzenin, alışkanlıkların ve onayın sağladığı bir rahatlık var orada. Bilinmeyen ise yalnız kalma ihtimalini de beraberinde getiriyor.


Güvenli olanı seçmek çoğu zaman daha makul görünüyor. “Şimdi değil,” demek insanı rahatlatıyor. Kaygı biraz azalınca erteleme akıllıca bir karar gibi durabiliyor. Zamanla bu ertelemenin fark edilmeden alışkanlığa dönüştüğünü görmek mümkün. İnsan yürüdüğünü sanarken aynı yerde dolanabiliyor. Yol ilerliyor gibi görünse de ilerleme hissi bir yanılsamaya dönüşüyor; insan ancak durup baktığında hep aynı kavşakta dönüp durduğunu fark ediyor.


Bu yazıyı kaleme aldığım günlerde, Oruç Aruoba’nın Yol’u yeniden elime geçti. İçindeki satırlar, yolun bir yere varmak değil, yürürken dönüşmek olduğunu hatırlatıyordu. Varıştan çok oluşa işaret eden bir dil vardı kitapta. Belki de mesele yeni bir patikaya sapmak değildi; aynı yolda kalırken dönüşmeye direnmekti. Çünkü dönüşmek yalnızca yön değiştirmek anlamına gelmiyordu. Bazen alışılmış konumdan bir adım uzaklaşmak, biraz onaydan vazgeçmek, biraz yalnız kalmayı göze almak demekti.


O satırları okurken, güvenli sandığım yerin aslında neyi koruduğunu düşünmeden edememiştim. Yol üzerine düşünmek, yalnızca bir felsefi mesele olmaktan çıkmış; insanın kendi duruşuna dair bir sorguya dönüşmüştü. Sanki aynı soru, başka bir yerden, başka bir dilden yeniden soruluyordu.


Yılmaz Erdoğan’ın “Bu Yol Nereye Gider” şiiri gelmişti aklıma:

“Yol bir yere gitmez,

o bir durma biçimidir…

ve ömür bitebilir yoldan önce.”


Belki de gerçekten yol gitmiyordu; duran biz oluyorduk. Oysa ömür durmuyordu. Adım ertelendiğinde yalnızca bir rota değil, zaman da akmaya devam ediyordu.


Genelde yolculuk fotoğraflarını paylaştığım sosyal medya hesabımda yazdığım bir cümle var: “Bir adım bir yola, bir yol bir ömre.” Bu cümle yalnızca yolculuklarımı anlatmıyor; sadece onlara işaret etmekle de yetinmiyor. Daha çok, atılan ya da ertelenen her adımın insanın hayatına nasıl yön verdiğini anlatıyor. Adım atıldığında gerçekten bir yol açılıyor; o yol insana başka bir hayat ihtimali sunuyor. Adım ertelendiğinde ise yalnızca bir rota değil, bir ihtimal de beklemeye alınıyor.


“Bir yol, bir ömre” demek belki de büyük başlangıçlardan söz etmek değil. Bazen yol, dışarıya değil, insanın kendi içinde verdiği küçük bir kararla başlıyor. O karar geciktikçe ertelenen şey yalnızca bir seyahat ya da bir rota olmuyor; insanın kendi ihtimali de beklemeye alınıyor.


Konfor alanı her zaman rahat bir yer değil; çoğu zaman sadece tanıdık bir yer. Tanıdık olan kontrol edilebilir görünüyor, kontrol ise güven hissi veriyor. Fakat o güvenin içinde görünmez bir erteleme saklı olabiliyor.


En uzun mesafe, kalmak ile başlamak arasındaki o görünmez mesafe. İnsan en çok bu arada kalmışlıkta yoruluyor.


Ve öğrendim ki yol, korkunun bittiği yerde değil; ertelenen adımın fark edildiği yerde sessizce başlıyormuş.


Bazen tek bir adım, insanı kendisini bekleyen daha sahici bir hayata yaklaştırmaya yetiyormuş.

Son Yazılar

Hepsini Gör
YÜRÜMEK

Zihninin o karmaşıklığında bir yol hayal etmeni istiyorum senden. Bu öyle bir yol ki; bir sonu olduğu vaat edilmiş ama ucu belirsizliklerle, görünmez duvarlarla mühürlenmiş. Bu yol sadece adı üzerinde

 
 
 
YOL TANIK İSTEMEDEN YÜRÜNEBİLİR Mİ?

Yol, bugün en sık yanlış anlaşılan kavramlardan biri. Çoğu zaman ilerleme, hedefe varma, kendini aşma ya da potansiyelin “en iyi haline” ulaşma fikriyle özdeşleştiriliyor. Bu yaklaşım, modern öznenin

 
 
 
YOL: SAHİ KAYBOLMADAN ÖNCE NEREDEYDİN

“Meğer daha önceleri yürüdüğüm yol değilmiş; büyüdüğümü hissettiğim o anda yürüdüğüm yol, kendi yolummuş.’’ Klinik Psikolog Mert GÖKDELİ İnsan çoğu zaman yolunu kaybettiğini sandığı yerde hayatla ilk

 
 
 

Yorumlar


bottom of page