YOL HALİ
- Zeynep Kamber
- 5 gün önce
- 3 dakikada okunur
Yol bazen bir yer değiştirme meselesi değildir; bir hâl değişimidir. İnsan daha yola çıkmadan içinde bir şeylerin hareketlendiğini hisseder, sanki adım atmadan bir eşik aşılmıştır bile. Çoğu zaman varışı düşünürüz; oraya ulaştığımızda kim olacağımızı, ne hissedeceğimizi, hangi tamamlanmışlık duygusuna kavuşacağımızı. Oysa yol, tam da bu arada kalan yerde başlar. Dışarıdaki mesafe uzarken içeride başka bir alan açılır; insan yalnızca ilerlemez, kendi içine doğru da yürür gibi olur. Kaybolmak da burada yalnızca yönsüzlük değildir; bazen insanın kendine dair bildiği işaretleri yitirmesi, benliğin tanıdık sınırlarının bulanıklaşması… Ve belki de bu yüzden yol tek başına taşınması zor bir şeydir: Dışarıda ilerlediğimizi sanırken içeride çok daha eski bir yere saparız.
Bir süre sonra mesafe dışarıda olmaktan çıkar. Yol, insanın içinde dolaşmaya başlar. Kimseye rastlamadığı bir yerde insan kendiyle karşılaşır, kendine yürür... Bu karşılaşma bazen dingin değildir; bazen iç ses yükselir, bazen eski bir boşluk açılır. Kaybolma ihtimali de tam burada belirir: İnsan yönünü değil, kendini şaşırır. Çünkü yol kaybolduğunda yalnızca hangi sokakta olduğumuzu değil, kime tutunduğumuzu da bilemeyiz.
Kaybolmamak için tutunacak şeyler ararız aslında: küçük işaretler, tanıdık sesler, alışıldık temaslar… Sanki kendimizi sabitleyebilirsek dağılmayacakmışız gibi. Oysa ben oldum olası yön bulma meselesinde pek iyi değilim. Navigasyon olsa bile bazen yanlış tarafa yürürüm. Belki de bu yüzden yol fikri bende hep biraz başka bir yere dokunur: Kaybolmak yalnızca bir ihtimal değil, tanıdık bir hâl. Ve insan bazen dışarıda kaybolduğunu sanırken, içeride çok daha eski bir yere sapar.
Belki de bu yüzden yol tek başına taşınması zor bir şeydir. Eşlikçilere ihtiyaç duyarız. Yol arkadaşları, yol erzakları, yol şarkıları… Yolu süsleriz, püsleriz. Bazen bu süsler bizi taşır, bazen de yolun kendisiyle temas etmemizi engeller. Çünkü yalnızlık arttığında, iç ses yükseldiğinde dikkatimizi başka yerlere kaydırmak isteriz. Oysa yol nihayetinde insanın içine açılır.
Kaybolduğumuzda varış uzaklaşır. Yol uzar, zahmeti artar. Ve tam da bu noktada, yolun anlamı sanki varışa bağlıymış gibi gelir. Varış geciktikçe yol anlamsızlaşır sanırız. Hâlâ yoldayken bile oraya ulaşınca tamamlanacağımıza inanır gibi yaşarız yolu.
Neden bu kadar varmaya dair bir mücadelemiz var?
Bitirmek, tamamlamak, tamamlanmak…
Bir yapbozun eksik parçası olduğunda bütün yapboz anlamını yitirir mi? Yoksa eksik parça hâlâ yer açan bir şey midir? Şu an hayatımın yirmilerindeyim ve kendi yollarımda takılı kaldığım yerler oldu. Bazı geçişler tamamlanmadı. Bazı ayrılıklar yarım kaldı. Bazen bir yere varamamaktan çok, bir yerden ayrılamamış gibi de hissettim. Bu yüzden kendimi yarım hissediyorum.
Ama tuhaf olan şu: Tamamlanmaya çok da niyetim yok. Çünkü yarım kalmak, içimde hâlâ hareket eden bir hâl bırakıyor. Kapanmamış bir yer… Hâlâ konuşan bir boşluk. Belki de insan tamamlandığında değil; eksikliğiyle temas edebildiğinde kendine yaklaşır. Bazı kayıplar telafi edilmez, bazı boşluklar doldurulmaz. Ama yine de onlar içimizde bir yön duygusu yaratır. Ne olmadığımızı, neyi aradığımızı fısıldar.
Nermin Yıldırım Ev’de şöyle diyordu: “Hayat oklarla, yol gösteren işaretlerle doluydu. Kimini fark ediyor, kimini görmezden geliyorduk. Fark ettiklerimize de sıkı sıkı sarılıyorduk.” Belki de mesele varmak değil. Belki mesele hangi işaretlere tutunduğumuz. Kaybolduğumda bile beni ayakta tutan şey, yolun üzerinde hâlâ bir şeylerin bana dokunabiliyor olması. Yarım kaldığım yerlerde bile bir anlamın dolaşıyor oluşu.
Ve belki de bu yazı bir varış denemesi değil. Bir sonuca ulaşmak için yazılmadı. Tıpkı yol gibi; dönüp dolaşıp aynı yerlere uğrayan, bazen kaybolan, bazen durup içeri bakan bir hâl.
Bazı cümleler tamamlanmıyor, bazı sorular açıkta kalıyor. Ama yine de yazı yürüyor. Bir duygudan diğerine, bir düşünceden bir boşluğa. Kaybolma hâlinin kendisi burada bir yön duygusu yaratıyor. Nereye gittiğini bilmeden ilerlemek, bazen varmış olmaktan daha sahici.
Bu yüzden bu metin bitmiyor.
Sadece duruyor.
Yol hâlâ orada.
Ben de hâlâ içindeyim.

Yorumlar