top of page

Yelken

Su berrak

İçim dalgalı

Yelken açıyorum

Uzuyor deniz ufka doğru, apaçık ve geniş

Büsbütün saydamım, dokunun

Eller tenime teğet değil, içimden geçer; hadi dokunun

Parmaklarımın arasından kayboluyor kum

Ama ıslak avcum kapan

Hapsettim tanelerini çizgilerime, derinleşti çizgilerim

Esirim; çiğ çiğ kopardım, döktüm, döküldüm

Ama taşıyorum, ferahladım, özgürüm

Özgür müyüm?

Öksüz kalmasın taşanlar 

Tanrım, benden arınsalar yapayalnız kalırlar 

Geri yollarını bulurlar mı?

Kahırlarından sarmaş dolaş

Bulamazlar, her şey darmadağın

Tutsam, tutunsam, taşmasalar

Bir şeyler çok keskin, içimi delik deşik etti

Batıyorlar, çok sıktı göğsümü, nefesim geçmiyor

İçim oyuk haline gelinceye dek taşar mıyım?

Ne tarafa döner bu oyuk?

Oyuk değilse ne?

Ucundan yakalarsa 

Parlayan gözler, sımsıcak eller, ya da tozlu bir kaldırım

Belli mi olur

Öyleyse bana dönmeseler de olur

Yeterince taşarsam belki

Sığarım kendime

Açılırım yelkenimle

Son Yazılar

Hepsini Gör
KendİLİĞİN İZİNDE: BİR YUVA DÜŞLEMEK

“Bir ev inşa etmek, sürekliliği olan, sabit sosyal ilişkilerle birleşmiş bir grup kurmaya, kalıcı ve kendini sürdürmeye muktedir bir soy oluşturmaya dair ortak bir iradedir; bu, ev birliğinin geleceği

 
 
 
Ahşap BİR EV, ÇOCUKLUK, RÜYALAR VE TARKOVSKİ

Tarkovski; metaforik dili, ezoterik sembolizmi, felsefi diyalogları ve öznel ile nesnelin iç içe geçişini ustalıkla kullanmasıyla tanınır. Sinema tarihinde hem felsefi hem de estetik derinliğiyle öne

 
 
 

Yorumlar


bottom of page